HABER 26 Ekim 2019 Saat: 23:44 HABERLER
TYB’DE “Prof. Dr. FUAT SEZGİN’İN BİLİM TARİHİNDEKİ YERİ ve ÖNEMİ” KONUŞULDU

TYB’DE “Prof. Dr. FUAT SEZGİN’İN BİLİM TARİHİNDEKİ YERİ ve ÖNEMİ” KONUŞULDU

YÜKSEL: “Prof. Dr. Fuat Sezgin Tek Başına Bir Ümmet’ti.”

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesinin Konya Büyükşehir Belediyesi ve Selçuklu Belediyesinin katkılarıyla düzenlediği kültürel etkinliklerin bu haftaki konuğu Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi İslâm Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Turan Yüksel, “Fuat Sezgin’in Bilim Tarihindeki Yeri ve Önemi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Ahmet Turan Yüksel, konuşmasına; “Prof. Dr. Fuat Sezgin; yitik hazinenin, İslâm medeniyetinin altın çağının kâşifi; Müslüman bilim adamlarının pek çok eser ve buluşunu gün yüzüne çıkaran; Müslümanların medeniyet ve bilim alanındaki yerini ispatlayarak Rönesans Ninnisine Son Veren; Tarihi Uyanışın Mimarı dünyaca ünlü İslâm Bilim Tarihçisidir .” diyerek başladı.

Yüksel; “7 Temmuz 1924’te Bitlis’de doğdu,  ilk, orta ve lise tahsilinden sonra 1943’te mühendis olma düşüncesiyle İstanbul’a geldi. Ancak bir yakınının tavsiyesi üzerine İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde Alman şarkiyatçı Hellmut Ritter’in seminerine katıldı. Bu seminerden etkilenerek onun talebesi olmaya karar verdi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Filolojisi bölümünde lisans eğitimine başladı. Sezgin 1947’de mezun oldu.  1950’de Ebû Ubeyde Ma´mer  b.  el-Müsenna et-Teymî’nin  Mecâzu’l-Kur’ân adlı tefsiri konulu doktora çalışmasını tamamladı. 1950-1953 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi´nde Prof. Dr. Muhammed Tayyib Okiç’in kürsüsünde asistan olarak görev yaptı. Buradan ayrılarak 1953’te İstanbul’da Zeki Velidî Togan’ın başkanı olduğu Umumi Türk Tarihi Kürsüsü’nde asistan olarak vazifeye başladı. 1954’te “Buharî’nin Kaynakları Hakkında Araştırmalar” adlı doçentlik tezini tamamladı. İlmî incelemelerde bulunmak ve Almancasını ilerletmek için 1957-58 yılları arasında Almanya’da bulundu.  İsmi, 1960 darbesinden sonra 147 akademisyenin üniversitelerden ihraç edildiği listede yer alınca çalışmalarını Türkiye dışında sürdürmek durumunda kaldı. Frankfurt Üniversitesi’nden gelen teklifi kabul ederek Almanya’ya gitti. Marburg’da kurulan Şarkiyat Enstitüsü’nde misafir hoca olarak ders verdi. 1965’te Frankfurt Üniversitesinde İslâm Doğa Bilimleri Tarihi alanında Câbir bin Hayyân konulu ikinci doçentlik çalışmasını Institutfür Geschichte der Naturwissenschaften’da tamamladı ve bir yıl sonra da profesör unvanını kazandı. 1978 yılında kazandığı Kral Faysal İslâmî İlimler Ödülü ile1982 yılında Johann Wolfgang Goethe Üniversitesi’ne bağlı olan Institutfür Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften(Arap-İslam Bilimler Tarihi Enstitüsü)’nü kurdu.

 Alman fizikçi Eilhard Wiedemann 1900 yılında İslâm bilim tarihi eserlerinde bulunan aletleri tanıtmak amacıyla aslına uygun olarak modellemeye başlamış ve sadece beş tanesini ortaya koyabilmişti. Bundan ilham alarak çalışmalarına başlayan Sezgin hayatı boyunca sekiz yüz eseri modellemeyi başarmıştır. Bu eserleri de Frankfurt’ta kurduğu İslâm Bilim Tarihi Müzesi’nde sergilemiştir. Aynı binada hayatı boyunca dünyanın her yerinden büyük bir gayretle temin ettiği 45 bin ciltlik kitabı ve 10 bin adet mikrofilmi ihtiva eden Bilimler Tarihi Kütüphanesini de oluşturmuştur.

Prof. Dr. Fuat Sezgin, Almanya’da kurduğu İslâm Bilim Tarihi Müzesi’nin bir benzerini İstanbul’da kurmaya karar verdi. Çalışmalar sonunda İslâm Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nin açılışı 25 Mayıs 2008 tarihinde gerçekleşti. Açılışını dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yaptı. İstanbul’da Gülhane Parkı içerisinde bulunan müze yaklaşık 700 eser ihtiva etmektedir. Diğer taraftan 2017 yılında Gülhane Parkı içerisinde kurulan kütüphanede yaklaşık 27 bin kitap bulunmaktadır. İslâm’da Bilim ve Teknik adlı beş ciltlik katalog eseri, bu müzelerde sergilenen aletleri tanıtıcı mahiyettedir.”dedi.

Sezgin’in, Buhari’nin Kaynakları yanında bir ömür harcadığı GAS’ın da bir diğer önemli eseri olduğunu, öğrencilik yıllarından beri Carl Brockelmann´ın eseri GAL (Geschichte der Arabischen Litteratur)u geliştirme niyetiyle kaynak toplamaya başladığını söyleyen Prof. Ahmet Turan Yüksel; “Yaptığı araştırmalar sonucu bilimin başlangıcından bugüne kadar sahasında yazılan en kapsamlı eser olan Arap-İslâm Bilimler Tarihi, GAS (Geschichtedes Arabischen Schrifttums)’un ilk cildini 1967 yılında yayımladı. 17 ciltten oluşan bu kapsamlı eserin muhtelif ciltlerinde bulunan konulardan bazıları şöyledir: Kur’an ilimleri, hadis ilimleri, tarih, fıkıh, kelam, tasavvuf, şiir, tıp, farmakoloji, zooloji, veterinerlik, simya, kimya, botanik, ziraat, matematik, astronomi, astroloji, meteoroloji v.d. 27 dil bilen Prof. Dr. Mehmet Fuat Sezgin son yıllarını geçirdiği ve çalışmalarını sürdürdüğü İstanbul’da 30 Haziran 2018 tarihinde vefat etmiştir.”dedi.

Prof. Dr. Fuat Sevgin’in Ursula isminde bir Alman bayanla evlenerek Almancasını da geliştirdiğine ve Türkiye’ye dönmesinde eşinin büyük etkisi ve baskısı olduğuna vurgu yapan Prof. Yüksel; “Dikkat çeken yorumlarından birisi 1700’lere kadar İslam dünyası bilim alanında öndeydi. Bu yıllardan sonra İslam dünyasında ilmî anlamda şehirler ve bölgeler arasında irtibat kopmuş, bir şehirdeki icattan diğer bir şehir haberdar olmamıştır. Osmanlı’yı büyük yapan İstanbul-Kahire ve Şam’ı birleştirmiş olmasıdır. Bu bağ kopunca İslâm dünyası savrulmuştur. Bu da geri kalmamızın sebeplerinden biridir. Ayrıca resmin baştan itibaren yasaklanması teknik anlamda eserlerin tasvir edilmesinde menfi bir tesir icra etmiştir.”dedi.

Ahmet Turan Yüksel, Neler yapmalıyız konusunda da Prof. Sezgin’in önerilerini şöyle sıraladı:

  • Devlet politikası olarak ilmî çalışmalara önem verilmeli.
  • Araştırma kütüphaneleri kurulmalı.
  • Çalışmalar interdisipliner, bilinçli ve sürekli olmalı.
  • Osmanlı Medeniyeti ihmal edilmemeli. Zira Osmanlı olmadan İslam Medeniyeti idrak edilemez.
  • Pısırıklıktan kurtulmalı.
  • Erken yaşlardan itibaren araştırma alanı ile ilgili dil/diller öğrenilmeli.
  • (Hocası Ritter’le ilişkisi örneği gibi) ilmî çalışmalarda hoca-öğrenci (usta-çırak) ilişkisine önem verilmeli.
  •  Kariyer odaklı değil, birikim odaklı çalışılmalı.
  • Bilinmek için değil bilmek için çalışılmalı.

Bugün Avrupa bizi tanımak istemiyor; maalesef kasıtlı olarak bizi farklı şekilde tanıtmaya çalışıyor.

Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir.”

Program sonunda konuşmacı Prof. Dr. Ahmet Turan Yüksel’e Katılım Belgesi’ni TYB Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Nazmi Zengin takdim etti.

BU HABER TOPLAM 134 DEFA OKUNMUŞTUR

ETKİNLİK TAKVİMİ

türkiye yazarlar birliği konya şubesi

FOTOĞRAF GALERİSİ

SON YAZILAR

ARŞİV

ANLAŞMALI KURUMLAR