Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi tarafından düzenlenen “Konyalı Onlar” Perşembe sohbetlerinin bu yıl yapılan ilk programında eğitimci ve siyasetçi Ahmet Öksüz konuk edildi. Karatay Belediyesi desteği ile TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen ve Mustafa Güden düzenleyiciliğinde sunulan programa çok sayıda yazar, akademisyen ve davetli katılırken ayrıca sosyal medya üzerinden canlı yayınlandı. Programda Ahmet Öksüz’ün eğitimcilik yılları, siyasi kariyeri ve Konya’ya dair hizmetleri derinlemesine konuşuldu.
Köseoğlu: "Yazarlar Birliği’nin Diğer Adı Vefadır"
TYB Konya Şubesi’nin yılın ilk salon programı vesilesiyle açılış konuşmasını gerçekleştiren Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, Türkiye Yazarlar Birliği’nin misyonunu "vefa" kavramı üzerine kurduklarını belirterek, şehre hizmet etmiş değerlerin hayattayken onurlandırılması gerektiğini vurguladı. Konya’nın idari ve kültürel hafızasını kayıt altına almayı görev edindiklerini ifade eden Köseoğlu, Ahmet Öksüz’ün hem eğitimci hem de başkan sıfatıyla şehir üzerindeki emeğine dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
"Yaklaşık 3 yıldır bu vefa programlarını yapıyoruz. Bu programlar aslında bir şehre kayıt düşme anlamında büyük önem taşıyor. Çünkü sokağa çıkıp sorsalar, Ahmet Başkanımızdan sonraki birkaç başkanı dahi hatırlayabilecek gençlik pek yok denecek kadar az. Şehirlere hayırlı güzel hizmetleri yapan insanları unutmamamız gerekir ki her vefa gösteren vefa bulsun. Biz bin yıldır şifahi kültürü sürdüren bir topluluğuz fakat yazılı kültürümüz zayıf. Dolayısıyla bu konuşulanların canlı yayınlanması, dijitalde kayda geçmesi, yazıya dökülmesi ve kitaplaşması bizim için tarihi bir sorumluluktur. İyi ki geldiniz, hoş geldiniz."
Konuşmasına toplantının içeriğine dair bilgilendirme yaparak başlayan Ahmet Öksüz, yapacağı sunumu dinleyicileri sıkmadan üç ana bölüme ayırdığını ifade etti. Öksüz, Konya’nın yakın tarihine ışık tutan bu bölümleri; Ticaret Lisesi yılları, Konya Büyükşehir Belediyesi’ndeki görev süreci ve Konyaspor olarak sıraladı.
Eğitimde Pratik Çözümler ve Öğrenci Odaklı Yaklaşım: "Müfredatın Mağduriyetini İnisiyatifle Aştık"
Öğretmenliğinin ilk yıllarında Konya Ticaret Lisesi’nde yaşadığı sınav komisyonu anılarını paylaşan Ahmet Öksüz, bürokrasinin öğrenciler üzerinde yarattığı mağduriyetlere karşı geliştirdiği ilginç çözümleri anlattı. Müfredattan kaldırıldığı halde mezuniyet için zorunlu tutulan Stenografi (Steno) dersi nedeniyle 67 öğrencinin diploma alamadığını fark eden Öksüz, bu trajikomik durumu kendi inisiyatifiyle çözüme kavuşturduğunu belirtti.
Steno Sınavında "Yazılmamış" Kurallar
Kaldırılan bir dersin sınavını yapmanın mantıksızlığına değinen Öksüz, öğrencilerinin iş hayatına atılmasının önündeki bu engeli nasıl kaldırdığını şu sözlerle ifade etti:
"Kaldırılmış olan dersten biz öğrencileri mesul tutuyoruz. Öğrenci o dersi vermediği müddette diploma alamıyor, maaş farkını alamıyor. Tahtaya soruları yazdım, cevaplarını da yanına ekledim. Çocuklara dedim ki; 'Size bunları yazdım, cevaplarını da vereceğim ama 7 almak yok. 4 veya 4,5'a razıysanız haber verin.' 15 dakika içinde 67 kişiyi mezun ettik. Kalkmış bir dersin imtihanını yapmak kadar ters bir şey olmaz; o çocukların muaf tutulması lazımdı."
Not Takdirinde Adalet ve Vicdan Dengesi
Bir diğer anısında ise Ticaret Hukuku dersinin sınav komisyonunda yaşadığı "not verme" ikilemine değinen Öksüz, disipliniyle tanınan hocası Melihat Kılıç ile yaşadığı diyaloğu paylaştı. Bir öğrencinin hakkı olan 4 ile geçmesi gerekirken yaşanan tereddüdü pratik bir adalet anlayışıyla çözdüğünü anlatan Öksüz, o anı şöyle aktardı:
"Hocam 'Çocuk hakkıyla 4 alıyor ama içim razı gelmiyor, 5 vermek istiyorum veremiyorum' dedi. Kağıdı aldım, kırmızı kalemle '4,5'tan 5' yazdım. Hocam 'Aman Ahmet ne yaptın, haksızlık oldu' deyince; 'Haksızlık olmaz, bundan evvel 4 verdiğimiz herkesi 4,5'tan 5 yaparız, olur biter' dedim. Böyle böyle yetiştik."
Siyaset ve Hizmet Odaklı Belediye Başkanlığı Dönemi
Siyasi hayatı boyunca dürüstlükten taviz vermediğini belirten Öksüz, hizmet anlayışını açıklayan Öksüz
"Siyasete girdiğimiz dönemlerde bizim önceliğimiz her zaman dürüstlük ve halka hizmet oldu. Gerek teşkilat çalışmalarında gerekse belediye başkanlığımız döneminde 'halka hizmet Hakk'a hizmettir' düsturunu şiar edindik. Bir şehrin sadece yollarını, binalarını inşa etmek yetmez; asıl önemli olan o şehirde yaşayan insanların gönüllerini imar etmektir. Siyasetin geçici makamlar için değil, kalıcı hizmetler ve hoş bir sadâ bırakmak için yapılması gerektiğine inanıyorum. Görev yaptığımız her makamda adaletle hükmetmeye, kimsenin hakkını yememeye ve yedirmemeye gayret ettik. Bizim en büyük sermayemiz arkamızda bıraktığımız temiz isimdir." şeklinde konuştu.
Eğitimden Yerel Yönetime Uzanan Güven: "Öğrencilerime Güvendim, Kazandım"
1984 mahalli idareler seçimlerinde Konya Belediye Başkanlığına adaylık sürecini anlatan Ahmet Öksüz, bu göreve talip olurken en büyük sermayesinin 19 yıl boyunca Konya Ticaret Lisesi’nde yetiştirdiği öğrenciler olduğunu vurguladı. Seçimi kazanacağına dair sarsılmaz bir inanç taşıdığını belirten Öksüz, bu özgüvenin kaynağını şu sözlerle açıkladı:
"Ben nasıl olsa kazanırım dedim. Niye bu kadar kendime güvendim? Söyleyeyim size; 19 yıl ben oradan öğrenci mezun etmişim. Yetiştirdiğimiz öğrenciler Konya’nın ticaretine hakimdi. Ben o öğrencilerime güvendim de kazanırım diyordum."
Rövanş Değil, Liyakat Dönemi: "Nefsime Yenilmedim"
Mazbatayı alıp göreve başladıktan sonra sergilediği tutumla "örnek teşkil etmeyi" amaçladığını ifade eden Öksüz, geçmişte sert tartışmalar yaşadığı ve seçimde rakibini destekleyen bir zabıta müdürüyle çalışmaya devam etme kararını paylaştı. Kişisel meseleleri kamu hizmetine yansıtmadığını belirten Öksüz, yönetim felsefesini şöyle özetledi:
"Bu zabıta müdürü arkadaşım karşımdaki adayı tutuyordu, hemşerisiydi; haklıydı. Ben seçimi kazandım, o müdür orada... En ufak bir tepki göstermedim. Çünkü arkadaş dürüst, görevine sadık bir müdür. Geldiğim gün görevden alamaz mıydım? O yetki bendeydi ama o zaman nefsime yenilirdim. Ben görevden almadım, devam ettim."
"Sağcıymış, Solcuymuş Beni İlgilendirmeyebilir"
Belediye kadrolarını liyakat süzgecinden geçirdiğini anlatan Ahmet Öksüz, sadece siyasi görüşü nedeniyle pasifize edilen teknik personeli yeniden hizmete kazandırdığını belirtti. Kurumdaki tek inşaat yüksek mühendisinin müracaat biriminde bekletildiğini fark edince duruma müdahale ettiğini söyleyen Öksüz, hizmet odaklı bakış açısını şu çarpıcı cümleyle dile getirdi:
"İnşaat yüksek mühendisi arkadaş müracaatta duruyor. Niye? 'E bu arkadaş sağcı değil ya...' kardeşim, bana ne sağcısından solcusundan? Ben hizmet için geldim. Bu adam hizmetini doğru dürüst yapıyorsa ben bundan istifade ederim."
Yönetimde "Yeminli" Taahhüt: Rüşvete Karşı İmzalı Söz
Yönetim kadrosunda dürüstlüğü bir kurum kültürü haline getirmek için başkan yardımcılarına yazılı bir taahhüt imzalattığını açıklayan Öksüz, bu belgenin içeriğini ve amacını şu şekilde aktardı:
"Başkan yardımcılarına bir dosya kağıdı aldım, yazdırdım: 'Belediyede görevimi yaparken dürüst çalışacağıma, vatandaşa hizmet edeceğime, rüşvet almayacağıma ve alanla mücadele edeceğime namusum, şerefim üzerine yemin ederim.' Bunu imzaladılar. 3 bin personelin her birinin arkasına adam mı koyacağım? Eğer bir çürüklük varsa ceremesini onlar çekecek."
Konyaspor’un Tarihi Dönüşümü: İhtilal Döneminden Dünya Şampiyonluğuna
Konyaspor’un kuruluş ve yükseliş sürecine dair bilinmeyen detayları paylaşan Ahmet Öksüz, kulübün modern kimliğinin 12 Eylül dönemindeki zorunlu birleşmeyle şekillendiğini anlattı. Şehrin iki köklü kulübü olan Konya İdman Yurdu ve Konya Gençlerbirliği’nin, dönemin askeri yönetimi tarafından birleştirildiğini belirten Öksüz, bu sürecin sanıldığı kadar kolay olmadığını ifade etti. İdman Yurdu’nun "varlıklı kesimin", Gençlerbirliği’nin ise "esnaf ve muhacirlerin" takımı olması nedeniyle yaşanan direncin, dönemin idari baskılarıyla aşıldığını; neticede Gençlerbirliği’nin amblemi olan çift başlı kartal ile İdman Yurdu’nun yeşil-beyaz renklerinin Konyaspor çatısı altında buluştuğunu aktardı.
Sahada "Tavuklu" Strateji ve Başkanlık Süreci
Ahmet Öksüz, Konyaspor’un şampiyonluk yolundaki kritik bir maçında yaşanan ve yıllardır şehir efsanesi gibi anlatılan "sahaya tavuk salınması" olayına açıklık getirdi. Diğer maçların sonuçlarını takip edebilmek amacıyla maçın başlama saatini geciktirmek için başvurulan bu yöntemi doğrulayan Öksüz, şu ifadeleri kullandı:
"Şampiyonluğa yakınız... Bizim maç biraz geç başlasın ki diğerlerinden durumu görelim diye çare arıyorlar. Kim yaptıysa stadyumun ortasına tavukları salmışlar. Maç saati geldi ama sahada tavuklar var. ‘Vali Kemal Katıtaş bize Sahaya tavuk salın dedi, saldık’ dediler. Doğru. Ben sadece hatırladığımı söylüyorum."
Konyaspor Defteri: "Şehrin Sahibi Benim Dedim ve Aldım"
Kulübün yönetimsel krize girdiği ve idari boşluğun yaşandığı bir dönemde sorumluluk alışını anlatan Öksüz, dönemin Valisi Kemal Katıtaş ile aralarında geçen diyaloğu paylaştı. Konyaspor yönetiminin istifa ederek kulüp defterlerini valiliğe bırakması üzerine inisiyatif aldığını belirten Öksüz, süreci şöyle özetledi:
"Vali Bey beni makama çağırdı, 'Reis bey sıkıntıdayım, yönetim defteri bana verdi ve ne yaparsan yap dediler' dedi. Ertesi gün Başbakan Turgut Özal Konya’ya gelecekti; Vali Bey 'Yarın bu gençler durmaz, Özal gelince olay çıkarırlar' diye endişeliydi. Ben de 'Ver defterleri bana, Konyaspor’un başkanı benim; bu şehrin sahibi benim' dedim. Defteri koltuğumun altına aldım ve başkanlığı öyle devraldım. Seçimle değil, bu şekilde göreve geldik."
Liyakatle Gelen Başarı: Özkan Sümer ve Dünya Şampiyonluğu
Başkanlığı devraldıktan sonra "liyakat ve ekip" anlayışıyla hareket ettiklerini vurgulayan Öksüz, teknik direktörlük koltuğuna Türk futbolunun efsane ismi Özkan Sümer’i getirdiklerini hatırlattı. Bu profesyonel yapılanmanın meyvelerini kısa sürede verdiğini belirten Öksüz, Konyaspor’un o dönem şampiyonluğa ulaştığını, belediyenin genç takımının ise 1989 yılında Dünya Şampiyonu olarak tarihi bir başarıya imza attığını ifade etti.
Konya’nın Kültürel Dokusu ve Vefa Anlayışı
Konya’nın bir okul niteliğinde olduğunu ve şehre olan vefa borcunu dile getiren Öksüz, şunları söyledi:
"Konya, içinde barındırdığı manevi iklimle ve yetiştirdiği insanlarla gerçek bir vefa şehridir. Bu şehirde doğup büyümek, burada hizmet etmek bizim için bir onurdur. Şehrin kültürel mirasına sahip çıkmak, onu gelecek nesillere bozmadan aktarmak hepimizin boynunun borcudur. Yazarlar Birliği gibi kurumların bu tür programlarla şehrin hafızasını taze tutması, geçmişle gelecek arasında köprü kurması takdire şayandır. Bizler bu topraklara olan borcumuzu ancak çok çalışarak, kültürel değerlerimizi koruyarak ve dürüst kalarak ödeyebiliriz. Konya sevgisi bizim ruhumuza işlenmiştir ve bu sevgiyle hizmet etmeye devam edeceğiz."
TYB Konya Şubesi Başkan Yardımcısı ve Konyalı Onlar programı Koordinatörü Prof. Dr. Nuri Şimşekler program sonrası yaptığı değerlendirmede siyasette vefa ve objektiflik olmadığını belirterek “ama bir kültür ve edebiyat tarihçisi olarak şunu iyi biliyorum ki tarih hem vefalıdır hem de objektiftir. Bugün ne yaptığımız değil bu yapılanın gelecekte tarih sahnesinde objektif bir değerlendirme ile neler ifade edeceği ve öneminin ne olduğunu hesap ederek icraatlar yapmanın bilincinde olarak çalışmalar yapmanın önemini kavrayabilmektir” dedi, TYB Konya Şubesinin vefalı ve kadirşinas çalışmalarına da teşekkür ederek Ahmet Öksüz’ün Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Konyaspor Başkanlığı döneminde ulusal bir gazetenin Konya temsilcisi olduğunu ve çalışmalarını yakından bildiği Başkan Ahmet Öksüz’e bir Konyalı ve Konyasporlu olarak teşekkürlerini dile getirdi.
Programın sonunda, konuşmacı Ahmet Öksüz’e günün anısına TYB Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu tarafından “Katılım Beratı” ve TYB Konya Şubesi yayınlarından oluşan bir kitap seti takdim edildi. Ailesi, tanıdıkları, eski öğrencileri ve beraber çalıştığı insanların da söz alarak Ahmet Öksüz ile ilgili anılarını paylaştığı program, davetlilerle birlikte çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.