Melek Hiç Hanımefendi ile İlgili Hatıram ve Bir Kitap

Oktay Sarı

Melek Hiç ismini ilk olarak Ali Işık hocamdan duymuş ve Akademik Sayfalar'da çıkan yazısını da pür dikkat okumuştum (1). Konyalı gazetecilerden Mustafa Güden de konuyu bir yazısında yakın zamanda ele aldı (2). Bu ismi bir yazı dizisi ile ilk gündeme getiren de Konya'nın hafızası olarak bilinen Selçuk Es'tir (3). Kimdir Melek Hiç?

"Melek Hiç, Türk edebiyatının kadın şairlerindendir. İki değerli eserin sahibidir. Selçuk Es'in bildirdiğine göre, oğlu yüksek inşaat mühendisi Harun Bayer'dir. Selçuk Es'in daire arkadaşıdır. 1951 yılından itibaren Konya'da oğlunun yanında yaşayan Melek Hiç'in ilk kitabı İçin İçin adını taşımaktadır. Kitap 1955 yılında Konya'da basılmıştır. İkinci kitabı (1961) Mevlâna Aşkı'dır. Buradaki şiirlerinde Hz. Mevlâna'ya duyduğu hürmet, sevgi ve aşkı anlatmıştır. Mevlevidir." (4)

Melek Hiç neden önemli? Amir Ateş tarafından bestelenen "Bir Kızıl Goncaya Benzer Dudağın" adlı muhayyerkürdî şarkının güftekârı olduğu için. Beşerî bir sevgiye ait olduğu düşünülen ama Peygamber Efendimiz'e duyulan aşk için yazılan bu şiir bizi Melek Hiç'e, o da ibretli bir hayat hikâyesine götürüyor. Ali Işık hoca kitabında bu hikâyeyi çok güzel özetliyor. 1893'te İstanbul'da dünyaya gelen Melek Hanım son görevi Morova Kaymakamlığı olan Halit Bey'in kızıdır. Kızını okula göndermeyerek çevresinin en iyi öğretmenlerinin evinde ders vermeleri suretiyle lise derecesinde tahsil yaptırır. Sultan Reşad'ın mabeyin müdürlüğünü yapmış olan Ahmed Recai Bey'le evliliğinden bir erkek çocuğu olan Melek Hanım eşinden ayrıldıktan sonra bir daha evlenmez. 1951'den sonra Konya'ya gelerek yukarıda bahsettiğimiz eserleri yazar. 6 Ocak 1964'te kanserin pençesinden kurtulamaz ve dünyadan göçer. Cenazesinde birçok sanatseverle birlikte Abdülbaki Gölpınarlı, Mehmet Önder, Müze mensupları, edebiyat öğretmenleri de bulunur.

Yakın bir dönemde vefat etmiş olmasına rağmen Melek Hanım'ın mezarının yerini bilemiyoruz. Konya Mezarlıkları üzerine araştırmaları olan ve Üçler Mezarlığını karış karış bilen Ali Işık hoca da tüm aramalarına rağmen mezarını bulamaz. Mevlâna âşıkı olan ve o gibi hiçliği arzulayan ve soyadı da Hiç olan Melek Hanım'ın bu arzusu muhtemelen Aslanlı Kışla Caddesini genişletme çalışmaları ile mi gerçekleşti bilemiyoruz. 24 Ocak 2026'da Mesnevihan Şefik Can Dede'yi anma merasimine iştirak eden Amir Ateş üstadımız Üçler Mezarlığında Ahmet Çalışır ağabeyin koluna tutunarak "Melek Anne'yi de ziyaret edelim" dediğinde başkalarıyla konuşmaya daldığım için ziyarete nereye gittiklerini göremedim. Daha sonra Ahmet ağabeyi telefonla arayarak yer hakkında bilgi istedim. Kabristana gittiğinde ziyaret ettikleri yerin fotoğrafını göndereceğini söyledi ki mutlaka o yeri de Melek Hanım muhibleri ile paylaşacağım.

Bir gün interneti karıştırırken bir müzayede kurumunda açık artırmaya konulmuş olan, Melek Hanım tarafından Selçuk Volkan'a hitaben kaleme alınmış 30 Aralık1961 tarihli mektuba rastlayıp fotoğrafı Ali hocamla paylaşmış idim. Kendileri "Hamidiye Mahallesi, İnceminare Sokağı, Nu. 39" olan Melek Hanım'ın ikamet adresinin yerini tespit etmişler. Şu anda orada bir dersane bulunuyor. Bu vesile ile Konya Büyükşehir Belediyesi'nden bu mekâna bir bilgilendirme yazısı yazmasını istirham etmiş olalım.

Melek Hiç Hanım Sokağı'nın fotoğrafını çekmek için birkaç hafta önce yaptığım incelemede sokağa yeni binaların yapılmış olduğunu, sokaktaki çalışmalar nedeniyle tabelanın da sökülmüş olduğunu görerek "hiçlik" bu olsa gerek dedim. Elbette tabela çalışmalar bittiğinde yerine takılacaktır.

Şimdi asıl hikâyeye gelelim. 2024 yılında İstanbul'da görev yaptığım esnada tanıştığım Sevilay hemşire hanıma da Melek Hiç hanımdan bahsetmiş idim. İçin İçin isimli şiir kitabının Balat'taki Kadın Eserleri Kütüphanesi'nde olduğunu internet taramasında gördüğümü ama mesai saatleri içerisinde Balat'a gitme imkânı bulamadığımı söylemiştim. Sağ olsun 2 gün sonra hastane telefonuma geri dönüş yaptı ve telefonla kütüphaneyi aradığını, yetkiliye kitaptan bahsettiğini söyledi. Yetkili kişi çok şaşırarak Melek Hanım'ın "Bir Kızıl Gonca'ya Benzer Dudağın"dan başka şiirleri olduğunu bilmediğini söylemiş. İyi insanlar hep var olsunlar, bu zat hemen kitabın sayfalarının fotoğrafını çekip göndermiş, Sevilay hanım da bana iletti. Ben de o esnada Avustralya'da olduğunu bildiğim Ali Işık hocaya kitabın kapağının fotoğrafını attım. Ali hocanın bana ilettiği yazıyı buraya aynen ekliyorum: "Ve aleyküm selam hocam. Şu anda Avustralya'da gecenin 02.20'si. Gün boyu tek düze, biteviye yağan yağmur damlalarının penceremin üstündeki çelende çaldıkları trampetlere inatla dayatsam da mağlubiyeti kabul edip bilgisayarımın başına geçtim. Tevafukun böylesine bakın ki çalıştığım dosya "Melek Hiç"... Oktay Hocam da mutlaka bir hiss-i kable'l-vuku ile fakirle bir fotoğraf paylaşıyor: Melek Hiç... Hocam şu anda "Konya'nın Fi Tarihinde Kahramanlar, Hainler ve Garipler" başlığı altında bir çalışma yapıyorum. Sıra gariplerden Melek Hanım'a gelmişti. Sevgili Hocam, bu kitabı jpeg veya pdf olarak paylaşmanızın imkânı var mı? Şayet mümkün olursa çok makbule geçer, minnet duyarım. Rabbime emanet olunuz."

Hikâyenin devamını da anlatarak bu bahsi kapatayım. Hz. Mevlâna'yı anma haftasında yaşadığım bu hadiseden 5 ay sonra Sevilay Hanım bana bir mesaj daha attı. Kızını havaalanına götürmek için bindiği otobüste yanına oturan beyefendinin yakasında Kadın Eserleri Kütüphanesi'ne ait rozet görmüş. "Orada mı çalışıyorsunuz?" dediğinde kişinin kendisine bu kitabı atan zat olduğunu öğrenmiş. Evet, niyetler halis olunca arka arkaya tevafuklar da sıralanıveriyor insanın karşısına.

Ali Işık hoca 1954'te Konya'nın Kadınhanı ilçesinde doğan, Türkçe öğretmenliği hayatını 2003 yılında Konya Lisesi'nde noktalayan çok değerli bir hocamız. Tanışmamız TYB Konya Şubesi ile bağlantılı. Aynı ilkokulda (Gazi Mustafa Kemal İlkokulu) ve aynı lisede (Gazi Lisesi, yeni adıyla Konya Lisesi) okumamız da ortak noktalarımız. Ali Hoca emeklilik hayatında hiç boş durmamış, Konya kültürüne benim sayabildiğim kadarıyla 19 kitap kazandırmıştır. Merhaba Gazetesi'nin 24 yıldır çıkardığı Akademik Sayfalar'ın da editörlerinden. Ama en büyük eseri galiba gene editörlerinden olduğu Konya Ansiklopedisi.

Nisan 2025'te çıkan Konya'nın Fi Tarihinde Mazlumlar, Hainler ve Garipler isimli kitabını hemen temin ettim. Kitapta Melek Hiç bahsinde benden de bahsedilmiş olması hasebiyle çok memnun oldum. Kitabın Mazlumlar Bölümünde Koç Bekir Ağa ve Konya Hadisesi, Boz Bey; Hainler Bölümünde XX. Yüzyıl Başlarında Alâeddin Tepesi'nde Bir Tarih ve Medeniyet Talanı, Ebüzziya Tevfik'in Konya'daki Sürgün Yılları, Konya'dan Kıymetli Bir Mezar Anıtının Papaya Hediye Götürülmesi Girişimi Yahut Osman Hamdi Bey'in Dönemindeki Eski Eski Eser Hırsızlıklarına Göz Yumması; Garipler Bölümünde de Mezar Taşına Sahip Çıkılamayan İstanbullu Bir Sanatkâr: Mimar Muzaffer Bey, Konya Toprağında Gaip Bir İstanbul Hanımefendisi Şaire: Melek Hiç, İlk Kadın Konya Milletvekili: Bahire Bediz Morova Aydilek (1897-1965) başlıkları bulunmakta. Bu başlıklar Ali Işık'ın daha önce müstakil olarak kaleme aldığı yazıların bir kitapta yeniden düzenlenerek toplanmış halleri. Konya'daki bazı mazlum, hain ve gariplerin bir kitapta derlenmesi fikri hem çok ilginç hem de aydınlatıcı. Aslında bahsedilen insanlar sadece Konya'nın şahsiyetleri değil, tarihimizin ortak değerleri.

Ali Hoca'nın yazma usulü her zaman anlaşılır, sade, tıpkı konuşur gibi. Konuşma usulü de bir yazıyı okur gibi yani duraklara dikkat ederek, aralara eski dilimizden bol bol kelime serpiştirerek. Eski dile aşina olmayanlar, karşısında benzer ince üslubu kullanmakta zorluğa düşebilirler. Osmanlı bakiyesi bir nesille görüşme imkânı bulan okumuş insanımız bu lisanı kullanmakta çok mahirdir diyebiliriz. Evet, Konya doğumlu bir kişi için İstanbul beyefendisi tamlamasını kullanamayız ama Konyamızda daha düzel bir isimlendirme var: Çelebimeşrep. Hz. Pîr'in soyundan gelenlere çelebi denir malum. Konyalı olup edebi, bilgeliği, saygınlığı ve hoşgörüyü bünyesinde barındıranlara da çelebimeşrep denir ki bana kalırsa muhteviyatı İstanbul beyefendisinden daha fazladır. Ali Hoca da çelebimeşrep bir kişidir.

Söz konusu kitaptaki yazıların hepsi belgelidir. Her yazının sonunda çokça kaynak yer alır. Kitap siyah beyaz görsellerle daha açıklayıcı hale gelmiştir. Bir Türkçe hocasının kaleminden çıkan kitapta tahmin edileceği üzere imla hatası yok denecek kadar azdır. Dipnotlar yerli yerindedir. Kitap boyutuyla, sayfa sayısıyla, yazı tipiyle tam manasıyla "okumalık"tır.

Her konusunun birbirinden ilginç olduğu kitapta Osman Hamdi Bey ile ilgili başlıktan aktarmalar yaparak konuyu sonlandırmak istiyorum:

"Yukarıda tamamına yer verdiğimiz rapor, hafızamızdaki Osman Hamdi Bey imajını oldukça sarstığından bizi onun hakkında kapsamlı bir araştırmaya sevk etti. Bu araştırma sonucunda yaygın olarak bilinene tamamen zıt bir Osman Hamdi Bey portresi çizen yayınlara ulaştık. Bilinene zıt; zira bir yanda memleketindeki eski eserleri korumak için Asar-ı Atika Nizamnamesi yayımlayan bir Osman Hamdi, diğer yanda da eski eserlerin Avrupa'ya kaçırılmasına göz yuman bir Osman Hamdi..."

"Osman Hamdi Bey'in birçok arkeolojik eserin yurt dışına kaçırılmasına göz yummasında yumuşak karnı resimleridir. Üst seviyede bir ressam olmamasına rağmen resimlerine çoğunlukla Batılılar -ki bunlar hep yağmacı zihniyetli resmî kimliklerdir- ilgi gösterip satın almışlardır. Bundan dolayı olsa gerektir Osman Hamdi Bey yurt içinde 1881, 1882 ve 1883 yıllarında olmak üzere sadece üç sergi düzenlemiştir. Buna karşılık 1888'den başlamak üzere, 1902'den sonra da hemen hemen her yıl resimlerini Berlin, Paris, Londra, Münih, Chicago ve Liverpool'da sergilemiştir (Edhem Eldem'den alıntı)."

"Osmanlı Arşivi'nde bulduğumuz 15 Şaban 1312 / 11 Şubat 1895 tarihli bir belge de Müze-i Hümayun Müdürü Hamdi Bey'in usulsüz olarak Avrupa müzelerine gönderilen asar-ı atika haberleri üzerine görevinden istifa etmesi üzerinedir."

Kaynaklar:

  1. Konya'nın Fi Tarihinde Mazlumlar, Hainler ve Garipler

    Ali Işık

    Çizgi Kitabevi Yayınları

    Nisan 2025, 1. Baskı

    Konya

    256 sayfa

    1. Konya'da Metfun Bir İstanbul Hanımefendisi Şaire: Melek Hiç. Ali Işık. Akademik Sayfalar. Cilt 17, sayı 27, sayfa 422-427. İnternet erişimi: https://www.merhabahaber.com/d/file/cilt-17,-sayi-27,-1-kasim-2017.pdf Erişim tarihi: 24.02.2026
    2. https://www.konyayenigun.com/adi-melek-musteari-hic Erişim tarihi: 24.02.2026
    3. Mezarı Konya'da Bir Kadın Şairimiz: Melek Hiç. Yeni Konya, sayı 11514-11521. 13-17 Kasım 1979.
    4. Selçuk Es'in Yazılarındaki Şairler. Mustafa Özcan. Konya Yenigün. 7-13 Ocak 2026. İnternet erişimi: https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/01/yenigun-070126.pdf Erişim tarihi: 24.02.2026


      Kaynak: https://www.kitaphaber.com.tr/melek-hic-hanimefendi-ile-ilgili-hatiram-ve-bir-kitap-k7713.html