Vefatının 41. Yılında Süleyman Hayati Loras Dede TYB Konya’da Anıldı
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi’nin vefa adına başlattığı “Konyalı Onlar” program serisinin bu yılki sekizincisi, TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirildi. Prof. Dr. Nuri Şimşekler’in düzenlediği etkinlikte, Mevlevilik kültürünü Avrupa’ya ve özellikle Amerika’ya tanıtan önemli isimlerden Süleyman Hayati Loras Dede anıldı. Programa Postnişin Fahri Özçakıl ve Hz. Mevlânâ'nın 22. kuşak torunu Esin Çelebi Bayru konuşmacı olarak katıldı.
Programı düzenleyen Prof.Dr. Nuri Şimşekler, “Mevlâna ve Mevlevilik tarihi araştırmalarında benim inancım ve tecrübem şudur ki Mevlâna’yı Batıya tanıtmada alan ile ilgili akademisyenlerin araştırmaları ne kadar önemli ise, yazılan eserler ne kadar anlamlı ise bu işi kültürel ve geleneksel anlamda yapmış olan ve hâlâ yapan Celâleddin Bâkır Çelebi, Esin Çelebi, Faruk Hemdem Çelebi gibi Mevlâna torunlarının ve yine Feyzi Halıcı, Mehmet Önder gibi kültür insanlarının ve özellikle meşk ve sohbet usulü ile gelenekten gelen Hayati Loras Dede gibi, Kılcı Nuri gibi önemli isimleri yad etmek bizim bir görevimiz hatta borcumuz” dedi.
Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Süleyman Hayati Loras Dede
Postnişin Fahri Özçakıl, Süleyman Hayati Loras Dede'nin yaşamını Cumhuriyet öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönemde ele alarak Mevlevi kültürüne yaptığı katkıları anlattı. Özçakıl, "Süleyman Hayati Dede'nin yaşantısını Cumhuriyetten önce ve Cumhuriyetten sonra bu dönemler içerisinde değerlendirmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Süleyman Dede Cumhuriyetten önceki son Mevlevilerden birisiydi. Yine son Mesnevîhân Filibeli Sıdkı Dededen almış olduğu Mevlevilik adabı erkanını, “Ahçı Dede” olarak tekke ve zaviyelerin kapatılmasından önce Mevlevihanede, kapatılmasından sonra da dönemin Konya Belediye Başkanı ve aynı zamanda Mesnevi mütercimi Muhlis Koner’in görevlendirmesi ile Konya Aşevinde “Ahçı” olarak vazifesini yürütmeye gayret etmiş önemli bir isim." diyerek Loras Dede'nin hayatındaki önemli dönüm noktalarına dikkat çekti. Süleyman Hayati Loras Dede'nin, Mevlevihaneler kapandıktan sonra da Konya'da Mevlevi adap ve erkanını yaşattığını ve Batı'ya açılarak bu kültürü Amerika'ya kadar taşıdığını belirten Özçakıl, "Süleyman Dede, dergahlar kapatıldıktan sonra da Konya'da başlatılan Şeb-i Arûs törenleri Mevlâna’yı Anma Etkinliklerine ilk postnişin olarak vazifeye devam etmiş ve Konya Mevlâna anma törenlerinde büyük katkıda bulunmuştur." dedi.
Hatıralarda Süleyman Hayati Loras Dede
Hz. Mevlânâ'nın 22. kuşak torunu Esin Çelebi Bayru, konuşmasında Süleyman Hayati Loras Dede ile olan çocukluk hatıralarını, onun hoşgörüsünü ve misafirperverliğini anlattı. Bayru, "Evimizin misafiri olarak hatırlamamdan önce, Konya'ya her gelişimizde mutlaka Süleyman Dede'nin evine uğrardık, ziyaret ederdik kendilerini. Ve orada çok değişik şeylerle karşılaşmıştık. Bir gün oturuyoruz hep birlikte, postacı bir mektup getirdi. Mektup nereden gelmiş dedi, Almanya'dan dediler. Ha tamam dedi. Şunları şunları şunları yazın cevap olarak dedi. Henüz zarf açılmamış, zarf kapalı. Ondan sonra biraz sonra Almanca bilen birisi geldi. Mektup zarfını açtılar. İçinden çıkan mektubu okudu Almanca o beyefendi. Sonra Türkçeye tercüme etti. Zaten Süleyman Dede oradaki soruların cevabını vermişti. Öyle bir Süleyman dedemiz vardı." diyerek Loras Dede'nin öngörüşlerine ve sezgilerine dair bir anısını paylaştı. Süleyman Dede'nin dünyanın her yerinden gelen insanları Konya'daki evinde misafir ettiğini vurgulayan Bayru, "Süleyman Dede dünyanın her yerinden gelen insanlarla onlara hizmet etmek isterdi. Onlara hizmet ederken aslında Allah'a hizmet eder. Kendi inandığı dine ve yürüdüğü Mevlevilik yoluna hizmet etmiş olurdu. Konyalıların çok güzel bir adeti vardı eskiden. Bu kadar otel yoktu, türbenin önüne giderlerdi. Değişik değişik insanlar gelir, türbenin önünde bekler. Kim geldi bir yerden, gelen bir misafirin, ama dilini bilsin ama bilmesin hiç önemli değil, onu evine götürürdü. Evinde misafir ederdi." ifadelerini kullandı.
Gönül Diliyle İletişim
Süleyman Hayati Loras Dede'nin torunu Ahmet Loras ise dedesinin dil bilmemesine rağmen dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla nasıl anlaştığını anlattı. Loras, "Bir dünyanın birçok yerinden insanlar gelirdi. Öyle ki şimdiki birçok tercümanın dahi bir arada olup da tercüme etmesi gereken şeyler... İtalyan olurdu, Hindistanlısı, İranlısı, İngiliz, Amerikalı, Fransız... Bunların hiçbirine tercüman kullanmadan sohbet ederdi. Bunlara ben gözümle şahit oldum." diyerek gönül dilinin gücüne işaret etti. Loras ayrıca, dedesinin hoşgörü anlayışına dair, "Dedemin şu felsefesi vardı: 'Evladım, tasavvufu, Mevleviliği ve İslamiyet'i anlatacağın zaman lütfen iğnenin en ince ucuyla şırıngala' derdi. 'Bırak oluktan kendileri içsin.' Ve bırakıp da kendileri oluktan içenlerin içerisinde yüzlercesinin Müslüman olduğuna ben şahidim. Hiçbir zaman kırıcı olmazdı. Daima yapıcıydı." dedi.
Program, konuşmaların ardından gerçekleştirilen dua ve gülbank ile sona erdi. Katılımcılara teşekkür beratları Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, Süleyman Hayati Loras Dede'nin torunu Ahmet Loras ve kızı Gamze hanım, Prof. Dr. Bilal Kuşpınar, Prof. Dr. Ahmet Alkan, Hasan Yaşar ve Prof. Dr. Oktay Sarı tarafından takdim edildi. Etkinlik, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla son buldu.